I. ULUSAL RADYASYONDAN KORUNMA KONGRESİ SONUÇ BİLDİRGESİ

Radyasyondan Korunma Uzmanları Derneği tarafından düzenlenen I.Ulusal Radyasyondan Korunma Kongresi 19-21 Kasım 2015 tarihlerinde Ankara’da gerçekleştirildi.

Kongrede; nükleer güç santralleri, tıp ve sanayide radyasyondan korunma, Çernobil ve Fukuşima kazaları, Çernobil ülkemiz üzerindeki etkileri, alınan dersler, doğal oluşan radyoaktif malzemeler (NORM), AB nin en son Direktifindeki “Radyasyondan Korunma Uzmanı” yaklaşımı, Ulusal mevzuat, radyoepidemiyoloji, biyolojik dozimetri, zırhlama ve optimizasyon, çevresel ölçümler, kişisel dozimetri, atmosferik modelleme ve iş sağlığı ve güvenliğinde radyasyondan korunma konuları yurt içinden ve dışından yetkin konuşmacılar tarafından sunulmuş, konular uzman gözüyle tartışılarak bilgi alışverişinde bulunulmuştur. Hedef kitlesi radyasyondan korunma uzmanları, akademisyenler, kanun yapıcılar, uygulayıcılar, tedarikçiler, ilgili uzman STK lar ilgili yerli sanayi temsilcilerinden oluşan Kongrenin sonunda İş Sağlığı ve Güvenliğinde Radyasyondan Korunma konusunda düzenlenen eğitime 150 civarında kişi katılmış, eğitim sonunda eğitim sonunda katılımcılara belgeleri verilmiştir.

Türkiye’de ilk defa gerçekleştirilen ve 3 gün boyunca ilgi ile izlenen bu Kongre sonucunda aşağıdaki hususlarda görüş birliği ortaya konulmuştur.

1. 10 000 lerce radyasyon kaynağının kullanıldığı, 10 000 lerce radyasyon çalışanının görev yaptığı ve en son nükleer teknolojiye geçiş sürecine girmiş olan Ülkemizde, toplumun, çalışanın ve çevrenin radyasyondan korunmasını garanti altına almak için;

a. Tesislerin radyasyondan korunma programlarını hazırlamak, iş yeri ölçüm programları oluşturmak, yerel kuralları koymak, tehlike durumu planlarını her türlü senaryoya uygun olarak hazırlamak, radyasyon alanlarını sınıflamak, tesisi izlemek, iç denetim sistemini kurmak, zırhlama hesaplarını yapmak, kişisel ve çevresel dozimetrik takiplerini ve risk değerlendirmesi ve optimizasyon yapmak üzere büyük tesislerde tesislerde radyasyondan korunma uzmanı bulundurulması diğer tesisler için yetkilendirilmiş radyasyondan korunma uzmanı/ekibinden danışmanlık alınması zorunluluktur.

b. Radyasyondan Korunma Uzmanı temel fizik, fizik müh, nükleer enerji müh eğitimi üzerine bu alanda lisans üstü veya eşdeğer ( IAEA tarafından uygulanmakta olan 3 aylık master eşdeğeri kurslar) eğitime sahip kişidir. Ülkemizde 1975’li yıllarda başlatılan akademik eğitimler sürdürülememiştir. Türkiye’de bir yandan akademik programlar oluşturulurken diğer yandan mevcut insan gücü potansiyelinden yararlanarak yaz okulu veya benzer uygulamalarla IAEA tarafından standartları belirlenmiş olan Master eşdeğer eğitimler başlatılmalıdır.

c. Radyasyondan Korunma Uzmanı tanımı, yetki, sorumluluk ve statüleri AB nin ilgili Direkitifine uyumlandırılarak ulusal mevzuattaki yerini almalıdır.

d. Radyasyondan Korunma Uzmanlığı ve Tıbbi Fizik Uzmanlığı iki farklı meslektir. Radyasyondan Korunma Uzmanının karşılığı Sağlık Fizikçisidir. Radyasyondan Korunma Uzmanı çalışanın, toplumun ve çevrenin radyasyondan korunması ile ilgili uzmanlık alanıdır. Tıbbi Fizik Uzmanı radyasyonla hastanın tanı ve tedavisi ile ilgili hasta odaklı bir meslek disiplinidir. Sağlık Bakanlığı mevzuatında Tıbbi Fizik Uzmanı için Sağlık Fizikçisi kavramı kullanılması bu iki disiplinle ilgili önemli karışıklıklara yol açmaktadır. IAEA, AB vb uluslararası yetkin kuruluşların dokümanlarında açıklıkla tanımlanmış olan bu kavramlarla ilgili kargaşa mevcut mevzuat AB Direktifine uyumlandırılarak ivedilikle düzeltilmelidir.

e. Medikal alanda çalışanlar için ( Her dal hekim için farklı kapsamlarda, hemşire, tekniker, teknisyen, temizlik görevlisi vb ) radyasyondan korunma eğitimleri verilmelidir. Tıbbi Fizik lisans üstü eğitimleri sürecinde radyasyondan korunma alanında gerekli dersleri alan ve yeterli deneyime sahip olan kişiler her iki uzmanlık alanında da meslek icra edebilirler. Ancak, bu görevleri yapanların sorumluluklarını etkin şekilde yerine getirebilmesi için tıbbi fizikçi olarak mı radyasyondan korunma uzmanı olarak mı yetkilendirilecekleri konusunda görev alanının net bir şekilde belirlenmesi gereklidir. Bir radyoloğun aynı zamanda ihtisası olsa dahi nükleer tıp hekiminin sorumluluğunu almaması gibi..

f. Radyasyondan Korunma Uzmanları Derneğimizin üyesi olduğu EUTERP ( Avrupa Radyasyondan Korunma Eğitim ve Öğretim Federasyonu) www.euterp.org sayfasından görüleceği gibi Avrupada akademik ve mesleki pek çok eğitim programı ve proje yürütülmektedir. Türkiye bu programlara entegre olmalı, takibinde benzer eğitimlerin Türkiye’de gerçekleştirilmesine çalışılmalıdır.

g. Türkiye Bölgesel Eğitim Merkezi yapılanmasını gerçekleştirecek cihaz ve insan gücü alt yapısına sahiptir. Etkin ve hızlı bir organizasyonla bu yapı hayata geçirilmelidir.

h. Nükleer Güç Santrali Projelerinin yürütülmesi sürecinde Radyasyondan Korunma Uzmanı eğitimine öncelik verilmeli ve NGS çalışacak radyasyondan korunma uzmanlarının işbaşında eğitimi için gerekli girişimler ivedilikle başlatılmalıdır.

i. Gözlemci statüsünde olsa bile NGS sürecinde yerli uzmanların süreçin her aşamasında yer alması sağlanmalıdır.

j. Bu çalışmalar Üniversiteler, yetkin kurumlar, kuruluşlar, kullanıcılar ve uzman STK ların yer aldığı bir çalışma grubu oluşturulurak projelendirilmelidir.

k. Mevcut uygulamada temel karmaşa nedenlerinin başında radyasyondan korunma uzmanının yetki ve sorumluluğunun önemli bir kısmının radyasyondan korunma sorumlusuna verilmiş olması gelmektedir. Radyasyondan Korunma Sorumlusu Radyasyondan Korunma Uzmanının verdiği talimatlar doğrultusunda işlemleri yürüten kişidir. Radyasyondan Korunma Sorumlusu yetkisi verilen hedef kitle yeniden değerlendirilmeli, hekimleri büyük bir sorumluluk altında bırakan çocuk doktoru, beyin cerrahı vb hekimlerin RKS olarak yetkilendirilmesi uygulamasına son verilmelidir. Mevcut RKS eğitimleri gözden geçirilmelidir.

2. Özellikle içinde bulunduğumuz NGS ne geçiş sürecinde ;

a. Santrallerin kurulacağı bölgelerde popülasyonun mevcut durumdaki ve geçmişe dönük sağlık durum tespitini yapmak üzere epidemiyolojik çalışmalar başlatılmalı ve bu çalışmalar gelecekte yapılması gereken değerlendirmeler dikkate alınarak sürdürülmelidir.

b. Türk toplumunun radyasyona duyarlılığına ilişkin radyoepidemiyolojik çalışmalar ivedilikle başlatılmalıdır. Burada kastedilen geçmişte belli düzeyde doz almış kişilerin mevcut durumlarının irdelenmesi ve gelecek kuşaklardaki etkilerinin izlenmesidir. Bu çalışmalara yüksek doz almış kazazadelerin, maden yataklarında çalışanların, radyasyon tedavisi görmüş hastaların ve sonraki kuşaklarının radyasyon duyarlılığının epidemiyolojik yöntemlerle ortaya konulmasıdır. Yaşadığımız coğrafyanın, yeme içme alışkanlıklarımızın, yaşam biçimimizin vb farklılıkları nedeniyle radyasyon etkileri ile ilgili özgün risk faktörlerinin tayini daha sağlıklı değerlendirmelere imkan verecektir.

c. TAEK bünyesindeki mevcut biyolojik dozimetri laboratuarı uluslararası tanınırlığa sahip uzman bir laboratuardır. İkitelli kazası ve çoğu endüstriyel kazalarda biyolojik dozimetri konusunda doğruluğu ve güvenilirliği kanıtlanmış bu laboratuvar ve gerekli insan gücü ivedilikle aktive edilmelidir. Benzer laboratuarların NGS bölgelerinde kurulması sağlanmalı ve bu süreçte ülkemizdeki nitelikli insan gücünden istifade edilmelidir.

d. Yalnız ülkemizde kurulacak santraller için değil komşularımızdaki NGS ler dikkate alınarak üretilecek senaryolara göre oluşturulacak temsili gruplarda biolojik dozimetrik yöntemlerle mevcut durum tespiti yapılmalı ve herhangi bir durumda karşılaştırma yapmak üzere şimdiden veri tabanı oluşturulmalıdır.

e. Santrallerin kurulacağı bölgelerde hava, su, toprak, deniz suyu, yeraltı suyu ve benzer ölçümler sistematik yöntemlerle yapılarak veri tabanı oluşturulmalıdır.

f. Türkiye’nin bölgesel ve yöresel gıda tüketimlerine yönelik veri tabanı oluşturulmalıdır.

g. Türkiye’de Çernobil’den etkilenen bölgelerdeki çevresel ölçümler sistematik olarak sürdürülerek Cs 137 nin topraktaki ve çevredeki davranışı izlenmelidir. Kapalı döngü ( ormanlık alanlarda yere inmemiş ağaç üzerinde bulunan radyoniüklitin atmosferik şartlara bağlı ağaçlar arasındaki döngüsü) veya başka nedenlerle ortaya çıkabilecek sıcak nokta oluşumuna yönelik tespitler yapılmalıdır.

h. Bu işler için tercihan Bölgedeki bir Üniversite işbirliği ile yürütülmek üzere projelendirme yapılmalı, proje ekibinde ilgili kurumlar, deneyimli üniversiteler ve uzman STK lar yer almalıdır.

i. Türkiye’deki radyoaktif madde taşımacılığı, tahribatsız kalite kontrolü (NDT) hurda metal işlemeciliği, radyasyon ölçüm ve korunma ekipmanları, kişisel dozimetri, sterilizasyon, zırhlama hesaplamaları vb alanlarda faaliyet göstermekte olan radyasyon güvenliği altyapısı güçlü Şirketler vardır. Bu husus nükleer güç santrali sürecinde dikkate alınmalıdır.

3. Türkiye NORM endüstrisine yönelik çeşitli üniversitelerce yapılmış pek çok ölçüm verisine sahiptir. Kömür madenleri, uranyum toryum madenciliği, maden yatakları, termik santraller, kaplıcalar vb NORM endüstrisi ile ilgili pek çok veri mevcuttur. Bu çalışmaların genişletilerek sürdürülmesi önemli bir eksikliğin giderilmesinde önemli bir rol oynayacaktır. Bu çalışmanın da bu konuda en deneyimli Üniversite yürütücülüğünde ilgili kurum, kuruluş ve uzman STK larda oluşan proje ekibiyle yürütülmesi öngörülmektedir.

4. İş Güvenliği Uzmanlarının eğitim süreçlerinde radyasyondan korunma konusunda bilgilendirilmesi önem arz etmektedir. Bu nedenle gerek eğitim süreçlerinde gerekse görev yaptıkları tesisle ilgili olarak eğitim almalarını zorunlu hale getirecek düzenlemeler yapılmalıdır.

5. İş yeri hekimlerine radyasyondan korunma konusunda özellikle radyasyonun etkileri ve biyolojik dozimetri konularında eğitim verilmelidir.

6. Ulusal/Uluslararası Radyasyon Korunma Kongrelerinin 2 yılda bir yapılması, bundan sonraki II.Ulusal Radyasyondan Korunma Kongresinin 2017 yılında Ankara’da gerçekleştirilmesi kararlaştırılmıştır.

Radyasyondan Korunma konusunda köklü bir geçmişi olan ve halen bu alanda eğitim ve deneyime sahip değerli uzmanlara sahip ülkemizin I.Ulusal Radyasyondan Korunma Kongresi sonucunda oluşan yukarıda belirtilen öngörülerinin hayata geçirilmesinde, ilgili kurum ve kuruluşlarca gerekli desteğin verilmesi durumunda bilimsel ve teknolojik yönden bir zorluk yaşanmayacağı düşüncesi ve inancındayız.
Üyeleri uzman ve akademisyenlerden oluşan Radyasyondan Korunma Derneğimiz, Sivil Toplum bakışı ile toplumun, çalışanın ve çevrenin radyasyondan korunması ve radyasyon güvenliği ile ilgili tüm birikim ve deneyimlerini hizmete sunmak üzere faaliyetlerini sürdürecek olup bu alanla ilgili tüm çalışmalarda yer almak üzere göreve hazırdır.

Kamuoyunun bilgilerine sunarız.
Saygılarımızla

I.Ulusal Radyasyondan Korunma Kongresi
Düzenleme Kurulu